Anasayfa Genel İtalya’nın Gözbebeği Capri Adası Gezi Notları…

İtalya’nın Gözbebeği Capri Adası Gezi Notları…

by SuPrensesi

Capri adası, Sorrentine Yarımadası açıklarında ve Napoli körfezinin güneyinde bulunuyor. Campania bölgesi kentli olan Napoli’ye bağlı. Tatil yeri olarak kullanılması taa Romalılar’a kadar gidiyormuş.  

Capri adasının adı hakkında iki adet söylem var, biri ilk kolonist sakinleri olan Yunanların, Yunanca “Kapros” (vahşi domuz) kelimesinden, diğeri de Latince “Capreae” (keçiler) kelimesinden gelmektedir. 

Capri adası, Italya’nın jet sosyete tarafından en çok tercih edilen adası. Adayı ilk keşfeden Roma İmparatoru Caesar Augustus olmuş. Hatta Capri Adası’na karşılık Napoli’yi ve Ischia Adası’nı takas edecek kadar çok etkilenmiş buradan. Adanın diğer hayranlarından biri, kendisini sevmeyenleri adadaki uçurumdan atan  Prens Tiberius , hyatının son 10 yılını burda geçirmiş. Kısacası adanın hayranı çokmuş hala da öyle… 

Ada, Capri ve Anacapri olarak ikiye ayrılıyor. Capri daha kalabalık ve cıvıl cıvıl, Anacapri ise bunun tam tersi sakin ve yerel halkın yaşadığı yer.

Biz Napoli’den feribotla yaklaşık 1,5 saatte Capri adasına geçtik.  Kişi başı yetişkin 22 €/tek yön ,  çocuk (bambi) 15 €/tek yön. Capride kalmayacaksanız ☺ (ki gördüğünüzde dönmek istemeyeceksiniz) dönüş için de aynı fiyatlar geçerli.  Adanın iki adet önemli limanı var, Marina Piccola (küçük liman)  ve Marina Grande. Feribot sizi Marina Grande’ye bırakıyor. Yine Marina Grande’den  binerek adanın etrafını turlayan botlara binebilirsiniz. Biz Laser Capri firmasının botu ile yaklaşık 1 saatlik bir zaman diliminde adanın etrafında bir tur yaptık. Bence mutlaka yapmalısınız, fakat unutmamanız gereken birşey var! Tiran denizi açıklarında çok esiyor, o nedenle üstünüze mutlaka hırka, şal vb bişeyler alın.  

Tekne ile gördüğümüz güzellikler;

  1. Grotta Bianca (Beyaz Mağra) : Caprinin deniz oluşumu 21-24 m yüksekliğindeki mağrası. Bu mağaraya girdikten sonra alt ve üst mağara olarak ikiye ayrılıyor ancak onların  yükseklikleri 1,8 ve 7,3 m kadar. Mağara adını kireç oluşumlarından ve girişi saçaklayan beyaz sarkıt kümelerinden alıyormuş. 
  2. Arco Naturale (Fil şeklindeki kaya) : Capri adasının doğu kıyısında ve file benzetilen (ki ben ilk önce benzetememiştim, sonradan fotoğraftan benzettim☺) doğal bir kemerdir. Paleolitik çağdan kalma, çökmüş bir mağaranın kalıntılarıymış. Kemer yerden 18 m yükseklikte ve 12 m yayılan bir  kireçtaşından oluşuyormuş. 
  3. Faraglioni Kayalıkları : Denizden yükselen kireç taşı kayalıkları. Sahile en yakın kayalığın ismi Stella (109 m). Daha deniz kısmındakinin dünyada sadece burada yaşayan bir kertenkele türüne ev sahipliği yaptığı için oldukça ilginç.Scopolo (ya da  Fuori)  (106 m ) Scoplo ise Ortada kalan ve en ünlüsü Faraglioni di Mezzo, bu kayanın altından bot ile geçebiliyorsunuz ve geçerken öptüğünüz kişi ile ömür boyu ayrılmıyormuşsunuz ☺ Kulağa hoş geliyor ve denemeye değer diyoruz ♥
  4. Grotta Verde (Yeşil Mağara) : Bu da Capri adasının bir deniz mağarasıdır. Kayalıkların üzerindeki yeşil ışık denizden yansıyan mavi ile birleşerek mağranın kenarlarını sarımsı bir hale sokuyor. 
  5. Punta Carena deniz feneri: Burası adanın en güneybatısında bulunan en uç kısımı. Burayı döner dönmez yüzümüze yüzümüze esen şiddetli bir rüzgar kalmış aklımda. Bu  küçük körfez aslında adalıların tercih ettiği favori plajlardan biriymiş. Burda hem ücretli işletmeler (Lido del Faro ve Da Antonio) hem de ücretsiz alanlar varmış. Ancak deniz burada derinmiş ☹ bizim gibi çocuklulara pek uygun değil. 
  6. Grotta Azzura (veya Blue Grotto) : Burası bir mağara ve bir metre yüksekliğinde bir açıklıktan içeri girebiliyorsunuz. Mağranın içi, küçücük geçişten yansıyan ışık ile mavi tonunda olduğu için Blue Grotto denmiş. 

Deniz üzerinden Capri  bu kadar, şimdi gelelim Capri merkeze. Bot bizi yine Marina Grande’ye bırakıyor. Marina Grande’den fünikülerle Capri merkeze çıkıyoruz (tek çıkış 2 € ). 

Sakın yayan çıkmayı düşünmeyin çok dik! çok istiyorsanız dönüşte yayan inebilirsiniz ☺ Biz öyle yaptık ve Capri’deki muhteşem evlerin arasındaki patika yollar ve evler bizi büyüledi… Çıkarken fünikülerle limon ağaçlı bahçelerin içinden manzaranın tadına varın… Çıkar çıkmaz fünikülerin seyir terasından muhteşem Capri manzarasını izledik. Mutlaka uğrayın ve kuşbakışı Capri’yi ve  Marina Grande’yi görün derim… hatta bir foto da çektirmeden dönmeyin ☺ 

Fotoğraf faslını tamamladıktan sonra Capri merkezi gezmeye başlıyoruz ;

  1. Piazza Umberto I ( veya La Piazzetta – küçük meydan anlamında ): Capri’nin tarihi merkezinde bulunan kafeler ve restoranlardan oluşan en ünlü meydanı.  Meydandaki Santo Stefano kilisesi 18. Yüzyılda inşa edilmiş ve Capri Piskoposu orada oturmaya başladığında katedrale dönüştürülmüş. Katedrali (şimdinin belediye binasını) meydana birleştirmek için merdiven ilave edilmiş. Meydandan  çıkan daracık sokaklardaki lüks markaların dükkanları gözümüzü kamaştırdı, işte o an jet sosyetenin takıldığı yerler olduğu anlaşılıyor. 
  2. Gardens of Augustus (aslında orjinal olarak Krupp Gardens olarak bilinir) : Girişi 1€ olan Capri’nin botanic bahçeleri. Kesinlikle 1€ verip bahçeleri görüp eşsiz Capri manzarasının tadını çıkarın. Bahçeleri deyince akılda çok büyük bir alan canlanıyor ancak çok büyük bir alan değil, fakat manzara şa ha neee… Faraglioni Kayalıklarını tepeden görebiliyorsunuz… Kim bilir gün batımında ne kadar güzel bir manzara olur… Bahçeler yirminci yüzyılın başlarında, Capri’deki konağını inşa etmek için gelen Alman sanayici Friedrich Alfred Krupp tarafından kurulmuş. Denize bakan teraslarda tasarlanmış bahçeler, sardunyalar, dahlias vb. birçok çeşit bitkiler ve çiçeklerle süslenmiş. 

Buraları gezerken hem acıktığımız hem de yorulduğumuzu fark ettik (Su iyi bile dayandı☺) Umberto meydanına yakın Ristorante Al Capri’ de ,  Capri’nin pizzasının ve deniz mahsulleri spesialini tattık.

Tabi spesialin içinde benim balık dışında yediğim bir deniz mahsulü olmadığı için yiyebileceğim tek soslu makarnasıydı. Sunum muhteşemdi ama fotoğrafını çekmeyi unuttum 🙁 Genel olarak ünlü ve lezzeti yerinde bir mekan olduğunu söyleyebilirim. Ancak rezervasyon yaptırmak şart! Çok kalabalık oluyor. Muhteşem bir manzarası var … 

Karnımızı doyurduktan sonra bir de Anacapri’ yi bir gezmek istedik. Hemen restoranın yanındaki minibüs durağından 2 €‘ ya Anacapri‘ ye geçtik. Minibüsün camından zaman zaman bakamadım o kadar ince bir uçurum çizgisinde gidiyordu minibüs. Manzara da bir o kadar müthişti … Minibüs camından çektiğim bir fotoğraf;     

Ancak hem Pazar olması hem de paskalya bayramı olması sebebiyle çok çok sakindi Anacapri, Capri’ye göre. Sokaklar bomboştu terk edilmiş gibi. Anacapri’nin önemli turistik noktaları;

  1. Casa Rossa : Amerikan John Clay MacKowen (1842 – 1901) tarafından 1886-1899 yılları arasında inşa edilen Casa Rossa, tipik eklektik konut müzesinin mükemmel bir örneğini temsil ediyor. Kırmızı görüntüsü ile ilk dikkati çeken yerlerden. 
  2. San Michele Arcangelo Kilisesi : Anacapri’de Piazza San Nicola’da bulunan ve 1719 yılında inşa edilmiş, sekizgen ve Barok tarzı kilisesi .Capride seramik üzerine çizimler çok yaygın. Kapı numaraları, sokak isimleri, meydan isimleri, hatta haritalar…

Her yer çok sakin olunca biz yine Capri’ye döndük…  Biraz alışveriş yaptık, ufak tefek şeyler tabikii , magnet vb. Bu bölge ve doğal olarak Capri de limonlarıyla ünlü, limondan yaptıkları Limoncello adında bir içkileri var… Hediyelik olarak alınabilecekler arasında. Limonlar bu arada kavun büyüklüğünde… 

Dönüşte de feribotumuzu  Marina Grande’de taş sektirerek bekledik … 

Hoşçakal Capri , tekrar görüşmek dileği ile…

 

You may also like

bir yorum bırakın